Aramak için yaz ve Enter'a bas

Keloğlan Masalları

Keloğlan ve Sabır Taşı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal, pireler berber iken… Anadolu’nun bereketli topraklarında, küçük bir köyde Keloğlan annesiyle birlikte yaşarmış. Saçı yokmuş ama aklı pırıl pırıl, yüreği tertemizmiş. Keloğlan’ın en büyük özelliği, başına ne gelirse gelsin sabırlı olmasıymış.

Bir yaz günü köyde büyük bir kuraklık başlamış. Dereler kurumuş, tarlalar çatlamış. Köylüler ne yaptıysa yağmur yağmamış. Köyün bilgesi,
“Bu köyün yakınındaki dağın ardında Sabır Taşı vardır. Onu bulan kişi, dileğini doğru bir kalple dilerse köy kurtulur,” demiş.

Ama Sabır Taşı’nı bulmak kolay değilmiş. Yolu uzun, engelleri çokmuş. Köylüler korkmuş, kimse gitmek istememiş. Keloğlan ise annesine dönüp,
“Anne, ben gideyim. Köyümüz susuz kalmasın,” demiş.

Annesi gözleri dolu dolu,
“Evladım, yolun zor ama kalbin temiz. Sabırlı ol, doğru yoldan şaşma,” diyerek onu uğurlamış.

Keloğlan yola koyulmuş. İlk gün ormanda yürürken aç kalmış. Tam ümidini kesecekken karşısına yaralı bir kuş çıkmış. Keloğlan cebindeki son ekmek kırıntılarını kuşa vermiş, kanadını sarmış. Kuş uçarken,
“Unutma Keloğlan, sabır her kapıyı açar,” demiş.

İkinci gün yüksek bir dağa tırmanmış. Yolu kayalar kapatmış. Saatlerce beklemiş, acele etmemiş. Güneş batarken kayalar kendiliğinden aralanmış. Keloğlan sabrın gücüne bir kez daha inanmış.

Üçüncü gün karşısına yaşlı bir kadın çıkmış. Kadın ağır yük taşıyormuş. Keloğlan yükü sırtlanmış, kadını evine kadar götürmüş. Kadın gülümseyerek,
“Sabır Taşı’na az kaldı. Ama oraya ulaşmak için son bir sınavın var,” demiş ve kaybolmuş.

Keloğlan sonunda gizli bir mağaraya ulaşmış. Mağaranın içinde parlayan bir taş duruyormuş. Bu Sabır Taşıymış. Taş dilek dilemeden önce konuşmuş:
“Beni buldun ama hemen dilek dileyemezsin. Kalbin temiz mi, sabrın gerçek mi göstermen gerek.”

Taş, Keloğlan’ı üç gün boyunca mağarada bekletmiş. Açlık, yorgunluk ve karanlığa rağmen Keloğlan şikâyet etmemiş.
“Yeter ki köyüm kurtulsun,” demiş.

Üçüncü gün taş parlamış ve,
“Dileğini dile,” demiş.

Keloğlan zenginlik, altın ya da saray istememiş.
“Yağmur yağsın, köyüm bereket bulsun,” demiş.

Bir anda gök gürlemiş, yağmur başlamış. Dağdan köye doğru sular akmış. Sabır Taşı toza dönüşmüş ama dilek gerçekleşmiş.

Keloğlan köyüne döndüğünde herkes sevinç içindeymiş. Tarlalar yeşermiş, dereler dolmuş. Köylüler Keloğlan’ı omuzlara almış. O ise utangaçça gülümsemiş.
“Ben sadece sabrettim,” demiş.

O günden sonra köyde çocuklara şu öğüt verilirmiş:
“Sabır, Keloğlan’ın en büyük hazinesidir.”

Gökten üç elma düşmüş;
Biri sabredenlere,
Biri iyilik edenlere,
Biri de bu masalı okuyanlara…

BirMasalOku YAZAR

Minik okurlarımız için özenle hazırlanan bu masalı umarız beğenirsiniz.

Masalı beğendin mi? 👇
Sponsorlu Masal (336x280 Kare Reklam)
Arkadaşlarınla Paylaş 🚀

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YENİ MASALLAR
← Tüm Hikayelere Dön