Uyuyan Oyuncaklar Odası
Gece oldu…
Işıklar kapandı…
Oda sessizleşti…
Ama herkesin bilmediği bir şey vardı. Işıklar kapandığında, oyuncaklar uyanırdı. Ama koşmak için değil… Uykuya hazırlanmak için.
Oyuncak Ayı yavaşça gerindi.
Tahta Tren küçük bir esneme sesi çıkardı.
Bez Bebek battaniyesini düzeltti.
Hepsi fısıltıyla konuşurdu. Çünkü bu oda, uyku odasıydı.
“Bugün uzun bir gündü,” dedi Oyuncak Ayı.
“Evet,” dedi Tren. “Ama şimdi dinlenme zamanı.”
Yatağın üstünde yatan çocuk, onları duymuyordu. Ama hissediyordu. Odanın içinde bir sakinlik vardı.
Oyuncaklar sırayla görevlerini yaptı. Ayı, çocuğun rüyalarını korudu. Bebek, huzurlu düşünceleri topladı. Tren, günün yorgunluğunu yavaşça taşıdı.
Her şey ağır ağır yapılıyordu. Çünkü hızlı hareketler uykuyu kaçırırdı.
Oyuncak Ayı çocuğa baktı.
“Göz kapakları ağırlaşıyor,” dedi.
Oyuncaklar gülümsedi. Hepsi çok sessiz oldu. Oda derin bir sessizliğe büründü.
Saatin tıkırtısı bile yavaşladı sanki.
Çocuk derin bir nefes aldı.
Sonra bir tane daha…
Oyuncaklar kıpırdamadı. Çünkü biliyorlardı…
Uyku gelmişti.
Ay, pencerenin içinden baktı.
“Oda hazır,” dedi ay.
Oyuncaklar tek tek yerlerine geçti. Kimse konuşmadı. Kimse acele etmedi.
Çocuk uyudu.
Ve oyuncaklar da uykuya daldı.
Sabaha kadar…